

| BÜYÜK İSKENDER |
| Perşembe, 28 Haziran 2007 | |
|
İLHAM KAYNAĞI Çağları ve kralları, komutanları ve edipleri etkiledi. Scipio Africanus ve kendisini “İskender dostu” olarak tanımlayan Julius Caesar onu örnek aldılar. Antonius, Kleopatra’dan doğan oğluna onun adını verdi. Augustus onun nâşına altın bir çelenk takmakla kalmadı, yazışmalarını onun resmî mührüyle mühürledi. Traianus, Babil’de ona kurban sundu ve Parth Seferi’nde büyük kralın gittiği yerleri bile aştığını söyledi. Julianus’ta İran’ı fethetme isteğini uyandıran, içinde canlandığını söylediği İskender’in ruhuydu. Caracalla, İskender takıntılı bir imparatordu. Makedon kıyafetleri giyiyor; kendisini onunla özdeşleştiriyordu. 16.000 kişilik bir Makedon falanksı kurmuştu. İskender’in zırhını kuşanan Caligula da aynı hastalıkla mustaripti. Sâdece batıda değil, doğuda da etkisi çoğu monarkta hissedilmişti··. Fâtih Sultan Mehmed, komutanı Gjergj Kastrioti’ye, tutsaklık yıllarındaki cesâretinden ötürü “İskender” adını vermişti. Makedonyalı kral, adına düzülen İskendernâmelerde bir İslam kahramânı olmuş, Zulumat ülkesinde Hızır’la berâber âbıhayâtı aramış, Kâbe ve Kudüs’ü ziyâret etmiş, Âyine-i İskender’le kerâmetler sergilemiş; yer yer kadîm bir peygamber olarak Zülkarneyn’le özdeşleştirilmişti. II. Mehmed, kendisini yıktığı Roma’nın vârisi sayarken, Caracalla “Constitutio Antoniniana” ilân ederken örnekleri oydu. Frank Holt’un dediği gibi “Şarlman’dan Napolyon’a kadar ünlü generallerden oluşan yüz kuşağı karanlıkta bırakacak kadar güçlü bir gölge düşürmüştü.” Dante onu cehennemin yedinci katına atsa da popüler bir Yunan masalı ancak onun varlığıyla teskîn olan nereidleri anlatır: Yunanlı denizciler zaman zaman kendilerine “Büyük İskender nerede?” diye soran bir nereidle karşılaşırlar. Bu yaratığı tatmin edecek tek cevap: “Büyük İskender yaşıyor ve hüküm sürüyor” cevabıdır.
Tekrar antik kaynaklara dönecek olursak, bugün elimizde konuyla ilgili altı yapıt bulunmaktadır: 1.) İ.ö. 1 – İs. 1. yüzyıllarda yaşayan Amasyalı Strabon’un “Geographika”sı... 2.) İ.ö.1. yüzyılda yaşamış Diodorus Sikeliotes’in “BibliothequeHistorique”si...(“Evrensel Tarih” adlı bu eserin XVII. Kitabı İskender çağını anlatır.) 3.) İ.s. 1. yüzyılda yaşamış Romalı târihçi Quinte Curtius Rufus’un “Histories”i... 4.) İ.s. 1. yüzyılın ortalarında doğan Plutarkhos’un “Bioi Paralelloi” si... 5.) İ.s. 3. yüzyılda yaşayan Romalı Justin’in, Augustus döneminde yazan Trogus Pompeus’un detaylı bir özeti hâlinde kaleme aldığı “Epitoma Historiorum Philippicarum Pompei Trogi”si... Bugün elimizde bulunan en önemli İskender anlatısı Arrianos’unkidir. Onun, “Alexandrou Anabasis” adlı kitabı, günümüze gelmeyen Ptolemaios, Aristobulos ve Kallisthenes tarafından yazılan birincil kaynaklar kullanılarak verilmiş bir üründür. Onlarla ilgili asal bilgilere de bu kitapla ulaşırız. Arrianos, birinci kitabında “Ptolemaios Lagu ve Aristobulos oğlu Aristobulos’un Philippos oğlu İskender hakkında yazdıklarının birbirleriyle aynı olan yerlerini tamamıyla kabul ettim. Yazdıklarının birbiriyle farklı olduğu yerlerde ise en inanılır ve aynı zamanda da yazmaya değer olanını seçtim” der; fakat kendi târihini ayrı tutmayı da ihmâl etmez: “...bu kadar tarihçiden sonra benim böyle bir kitap yazmaya girişmeme şaşıran ve bunun sebebini soran olursa önce ötekilerin bütün yazdıklarını okusun, onlardan sonra benim eserimi eline alsın. İşte asıl o zaman şaşıracaktır”. Ne yazık ki bahsedilen kaynaklar günümüze kadar ulaşmadığı için böyle bir şansımız yok. Bu da Arrianos’un çalışmasını önemli kılan başlıca unsur. Lucius Flavius Arrianus Ksenophon, İ.ö. yaklaşık 86 yılında Bithynia Eyaleti’nin başkenti Nikomedeia’da yâni bugünkü İzmit’te doğmuş bir yurttaşımızdır. Lucius Flavius ön adı onun ve âilesinin Roma vatandaşı statüsü taşıdığına işâret etmektedir. İ.s. 1. yüzyılın sonları veya 2. yüzyılın başlarında Stoacı düşünür Epiktetos’un yanında eğitim almak üzere Yunanistan’ın kuzeybatısındaki Nikopolis şehrinde bir süre kalan Arrianos’un, İmparator Hadrian’la da yakın bir dostluğu olmuştur. Kapadokya Eyalet Valiliği görevine başlamadan önce yazdığı “Periplus Ponti Euxini” adlı eser de Hadrian’a seslenen bir mektup niteliğindedir. Ayrıca Arrianos, İ.s. 131 yılındaki bu valilik görevinden 2 yıl önce de Roma’da 129 yılı konsülü seçilmiştir. Diğer eserleri: Alanlar’a karşı düzenlediği sefer hakkındaki “Alanike Historia”, Hindistan’ın tarihini ve halkını anlatığı “İndica” ve İskender’in haleflerini anlattığı “Tameta Aleksandron”dur. İskender’in seferlerini anlattığı ve en önemli yapıtı sayılan “Alexandrou Anabasis” ile kendisinden 300 yıl kadar önce “Onbinlerin Dönüşü”nü anlatan Ksenophon’la eşdeğer görülmüştür; zaten kitabında da yer yer onunla çekişme hâlindedir. Bu eser, Türkçe’de ilk olarak Hayrullah Örs tarafından çevrilerek birincisi 1945, ikincisi ise 1949 yılında olmak üzere iki cilt hâlinde “İskender’in Anabasisi” adıyla M.E.B. Yunan Klasikleri serisinde yayınlanmıştır; ancak hem artık baskısının bulunmayışı hem de dilinin eskiliği sebebiyle yararlanılması güçtür. 2004 yılınının sonlarında vizyona giren ve epey ses getiren Oliver Stone yapımı “Alexander” adlı sinema filmi sayesinde İskender’le ilgili yeni çeviri kitapların da vitrinler de yer almaya başlaması sonucu yayıncıların gündemine giren Arrianos’un yapıtı, Ekim 2005’te, Furkan Akderin’in antik Yunanca metinden yaptığı çeviriyle, Alfa yayınları Antik Çağ Dizisi içinde “İskender’in Seferi” adıyla yerini aldı; Kitap dipnot kaymaları ve rahatsız edici derecede rastlanan dizgi ve imlâ hatalarıyla mâlûl olsa da önemli bir eksiği giderdiği için yine de övgüyü hakediyor. Bu çeviriden iki ay sonra, Aralık 2005’te ise Meriç Mete’nin Loeb İngilizce metinden çevirisini yaptığı bir diğer baskı “İskender’in Seferleri” başlığıyla piyasaya sürüldü. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
